Bandırma Vapuru’nun Kaptanları, Samsun Yolculuğunu Anlatıyor6 min read

Bandırma Vapuru'nun Kaptanı İsmail Hakkı Durusu ve İkinci Kaptanı Tahsin Dalaylı

Bandırma Vapuru’nun Kaptanı İsmail Hakkı Durusu’nun Anlatıkları

1919 tarihinde Bandırma Vapuru ile Atatürk’ü İstanbul’dan alıp Samsun’a götürdüğümüz seferde gerek hareketimizden evvel gerekse yolda şahidi olduğum ahvalden hatırıma gelenleri aşağıya yazdım:

Hareketimizden bir gün evvel Paşa beni, idareden Harbiye’de dairesine çağırtmıştı. Gittim ve kabul buyuruldum. Suret-i hareketimize dair birtakım istizahta bulundular. Lazım gelen cevapları verdim. Ertesi gün öğle üzeri hareket edileceğini ve olveçhile geminin hazır bulundurulmasını emir buyurdular. Filhakika o gün zevalde gemiyi teşrif ettiler. Kontrol heyeti geldi. Hemen hareket edebileceğimizi söylediler. Derhal hareket ettik.

Bandırma Vapuru’nun birinci kaptanı İsmail Hakkı Durusu.

Boğaz’dan çıkarken müthiş bir fırtınanın icrayi hükmetmekte olduğunu gördük. Ne kadar şiddetli fırtına olursa olsun yolumuza devama karar vermiştik. Böylece yolumuza devam ettik. Maiyetlerindeki zevatı bittabi deniz tutuyor ve herkes birer birer kamaralarına yatıyordu. Mamafih Paşa, kıç taraftaki köşkte bir köşeye dayanmış oturmakta ve kendilerinde fıtri bir haslet olan harikulbeşer metanet-i kalbiyelerinin asarı olarak bilafütur ve daimi bir tefekkür içerisinde bulunmakta idiler. Son süratimiz olan yedi mil ile Karadeniz’in biaman dalgaları arasında yuvarlana yuvarlana İnebolu ve Sinop’a uğrayarak bin türlü müşkülat içerisinde bir gün şafak vakti Samsun’a vardık. Paşa, bu iskeleye çıktılar. Ondan sonra vukua gelen halatı bittabi kendileri daha iyi bilirler. 19 seneden sonra o mesut seferimizi bu kadar hatırlayabildim.

Paşa’yı Samsun’a götüren sabık Bandırma Vapuru Süvarisi İsmail Hakkı Durusu

Not: Bu yazı, Ulus gazetesinin 19 Mayıs 1937 tarihli nüshasından alınmıştır. İsmail Hakkı Durusu (Kayserili İsmail Hakkı Bey), Bandırma Vapuru’nun birinci kaptanıydı.


Bandırma Vapuru’nun İkinci Kaptanı Tahsin Dalay’ın Anlattıkları: 19 Mayıs ve 19 Mayıs Yolcusu

Atatürk’ü 19 Mayıs sabahı Samsun’a çıkarmak şerefini kazanan hangi Türk gemisi ve hangi Türk gemicisidir? Bunu meşhur tarihi “Nutuk”‘tan öğrenemeyiz; çünkü yürütülen büyük dava karşısında hadiselere destek olmayan teferruat, bu ebedi eserde yer alamamıştır. Bir tesadüf, bana bunu öğretti, herkes de öğrensin diye yazıyorum.

Tesadüfen tanıştığım Tahsin Dalaylı kaptan, yaptığı vazife ile müftehir, bana bilmediğim şeyleri öğretti: 16 Mayıs 1334 günü (Doğrusu 16 Mayıs 1335.) güneş batarken yeni bir ufka doğmak üzere yola çıkan Atatürk, bugün maalesef varlığından eser kalmayan “Bandırma” vapuruyla hareket etmiş bulunuyordu; refakatlerinde bulunan Refik Sayfam, İbrahim Tali, Cevat Abbas, Hüsrev Gerede, Miralay Refet, Manastırlı Kâzım Paşa, Yaver Muzaffer, katip Memduh, İsmail Hakkı’dan başka hiçbir yolcu alınmamıştı.

Konuştuk:

-Vapur hareket ettiği zaman Atatürk neredeydi?

-Doğru iç salona girdiler ve uzun zaman oradan çıkmadılar.

Belli ki, muhterem Atamız, esir İstanbul’u görmeye tahammül edemiyordu, tekrar sordum:

-Ya Samsun’a varılacağı sırada?

Daha erkenden üst güverteye çıkarak oradan Samsun’u gözetlediler, hava açmıştı, bütün ahali sahile dökülmüştü; İstanbul’dan ne kadar sessiz ayrıldıksa orada bunun aksine bir kaynaşma ile karşılaştık. Samsun’da mükemmel bir geçit resmi yapıldı. Ahali, Ebedi Şef’e inkılap arkadaşlarını içten gelen bir sevgi ile alkışladı.

-Yolculuk nasıl geçti?

16 Mayıs’ta Galata rıhtımından kalkınca birinci geceyi Zonguldak, ikincisini Sinop önlerinde geçirdik. Hayli fırtına vardı; dalgadan müteessir olan Atatürk, kaptanı çağırdı. Biraz istirahate ihtiyaçları olduğunu, fazla olarak İstanbul ile de muhabere etmeleri lazım geldiğini beyan buyurarak Sinop’a uğramamızı emretti, emirleri yerine getirildi. Kaptanın eliyle götürülen telgrafın cevabı gelinceye kadar Sinop’ta bekledik. Nihayet cevap geldi; anladığımıza göre, 15 Mayıs’ta başlayan İzmir işgaline dair bazı malumat verilmiş bulunuyordu. 18 Mayıs akşamı güneş batarken tekrar yola devam ettik. Ertesi sabah güneşin doğmasından iki üç saat sonra Samsun’a vardık.

-Gemiyi sevk edenler kimlerdi?

Birinci süvari dört beş sene evvel ölen “İsmail Kaptan” adında bir zattı; ikinci kaptan da ben. Mürettebatımız on beş kişi kadardı.

– Atatürk’le sonradan buluştunuz mu?

Milli zaferi müteakip Bursa’ya, oradan da Mudanya’ya şeref verdikleri zaman Bandırma Vapuru oradaymış… Bizleri lütfen sormuşlar; fakat geminin kadrosu baştan başa değiştiği için huzurlarına çıkamadık. Öğrendiğime göre Şişli’de açılan müzede kaptandan dümenciye kadar hepimizin isimleri yazılıymış.

-Bandırma Vapuru ne oldu?

Pek eskidiği için hurda halinde satıldı, yalnız pirinç madeni üzerine yazılı “Bandırma” levhası Ankara müzesine (?) götürülmüş.

-Yeni vapura olsun bu isim verilmedi mi?

Yeni alınan vapurlardan birine bu isim verilmişti, fakat sonradan adı “Ülgen”e çevrildi.

-Şimdi nerede çalışıyorsunuz?

İzmit hattına işleyen Uğur Vapuru’nda.

(Bu konuşmamız, bir sene evvel olmuştu, şimdi belki yeri değişmiştir.)

– Bu seyahate ait başka hatıranız var mı?

Samsun’a geldiğimiz zaman Atatürk, elini kaptanın omuzuna koyarak okşayan bir sesle, “Burada otomobilin büyük kıymeti vardır. Kendi nezaretinizde indiriniz, bir kazaya uğramasın.” buyurdular. Anlaşılıyordu ki, çok geniş bir seyahate çıkan bu büyük adam, binek otomobilinden çok şeyler bekliyordu.

– 19 Mayıs hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu, milyonlarca Türk içinde bizlere nasip olan en büyük bir şereftir. Bu hatıra, daima içimizde aynı coşkunlukla yaşayacaktır.

Bu muazzez günün hatırasına karışan Türk kaptanından fotoğrafını rica ettim, onu da muhterem Türk okuyucularına hediye ediyorum.

Not: Vakit, 19 Mayıs 1941, sayfa 2. Bu röportajın yapıldığı Tahsin Dalay (Üsküdarlı Tahsin Bey), Bandırma Vapuru’nun 2. kaptanıydı. Röportaj, İrfan Emin Kösemihaloğlu tarafından yapılmış ve gazetede yayımlanmıştır. Röportajda kaptanın soyadı “Dalaylı” olarak yazılmıştır ancak doğrusu Dalay’dır. Gazetede yer alan aslına sadık kalıp, günümüz imla ve yazım kurallarına uygun şekilde metni paylaştık. Metnin başındaki sunuş kısmı, doğrudan röportajla ilgili olmadığından bu sayfada yer almıyor.