İnkılâp nedir?

İnkılâp kelimesi Arapça ‘’kalp’’ kelimesinden türetilmiş olup ‘değişme, bir halden başka bir hale dönüşme’ anlamını taşımaktadır. Kapsayıcı ve tarihsel şemaya uygun bir genel tanımlama yapacak olursak;

Bir sosyal, siyasal, ekonomik düzenin zorla ve kısa sürede yıkılarak toplumun ihtiyaçlarına cevap veren, toplumu geliştiren yeni bir sosyal, siyasal, ekonomik düzenin kurulması sürecine inkılâp denir.

Bu kelime dilimize 1789’da Fransa’da yaşanan olaylara ‘’inkılâp’’ adı verilmesiyle girmiştir. Batılılar da bu olayları Latince “revolvere” den (düşmek, yuvarlanmak) türetilen “revolution” kelimesiyle adlandırmışlardır. İnkılâp ve devrim, eş anlamlı sayılabilecek kelimelerdir. Ancak “devrim”, geniş anlamıyla; kapsayıcı biçimde ele alınmalıdır. Çünkü dar anlamıyla kullanıldığında inkılabın ikinci aşaması olan “ihtilal” ile özdeşleşir (bkz. en altta inkılâbın aşamaları). Bu karışıklık, ‘revolution’ kelimesinin, ‘ihtilal’ ve ‘devrim’ sözcüklerinin ikisini de karşılıyor olmasından kaynaklanmaktadır. 

İnkılâp kavramı; tarihçiler, sosyologlar ve hukukçular tarafından farklı şekillerde tanımlanmıştır. Ancak tümünde ortak olan özellik, kuvvet kullanarak kısa sürede köklü bir dönüşümün esas alınmasıdır.


Devrimler, ekseriyetle toplumsal buhranlarda ortaya çıkan, toplumun bünyesini sarsıcı; ani, radikal ve sert değişimlerdir. Bundan ötürü, devrim süreçlerinde veya devrimin ardından; direniş-isyan ve “karşı devrim” gibi reaksiyonlarla karşılaşıldığı görülür. Bu yüzden, tarihsel bir perspektifle yaklaştığımızda, devrimleri ve zorlayıcı güç kullanımını birbirinden ayrı ele almanın mümkün olmadığını görürüz.


‘’İnkılâp mevcut müesseseleri zorla değiştirmektir. Türk milletini son asırlarda geri bırakmış olan müesseseleri yıkarak, yerlerine milletin en yüksek medeni icaplara
göre ilerlemesini sağlayacak yeni müesseseleri koymuş olmaktır.’’

-Mustafa Kemal Atatürk


İNKILÂBIN EVRELERİ

Tarihsel bir süreç olarak ele aldığımızda inkılâp; üç aşamadan oluşan bir süreci ifade eder.
Fikri hazırlık, mevcut otorite veya sistemin bozukluklarına karşı muhalif fikirlerin ortaya atıldığı bir dönemdir. Toplumsal buhranlar ve despot düzenler, güçlü liderler ve kalemler üretir. 
İhtilal, mevcut düzenin zorla yıkılma aşamasıdır. İsyanların ve yoğun şiddetin görüldüğü evredir. Keza bu evre, mevcut düzene karşı; başlı başına bir isyandır.  (Devrim kelimesinin dar anlamı = İhtilal)
Yeniden düzenleme, yıkılan düzenin yerine yenisini kurmaktır. Bu aşamada yeni bir anayasanın yapıldığı, bir devletin revize edildiği veya yeni bir devletin kurulduğu görülür. Yeni kurulan düzenin taze oluşu dolayısıyla, isyanların ve mukamevetin sık görüldüğü bir evredir.

 

Kaynak:

  • Bihterin Vural Dinçkol (2001), Atatürk Devrimi, D & R Yayınları, 178-181.
  • Osman Demirbaş (2011), Türkiye’nin Çağdaşlaşmasında Devrimcilik İlkesinin Yeri ve Önemi, Milletlerarası Hukuk ve Milletlerarası Özel Hukuk Bülteni 17 (1-2), 153-162.