Cumhuriyetin Önemi

(Cumhuriyetin öneminden bahsetmeden önce, onun ne olduğuyla ilgili bilgi almak için tıklayınız.)

Devlet biçimimizi teşkil eden, Mustafa Kemal Atatürk’ün vicdanında milli bir sır gibi sakladığı cumhuriyet… Niçin bu kadar mühim bir kavramdır? Cumhuriyet kavramı ve tarihteki yeri hakkında az çok bilgi sahibi olan herhangi bir insan, objektif olarak bu kavramın ne anlama geldiğinin farkındadır. Peki bu kavramın önemi hakkında ne diyebiliriz?

Bir kere önem, subjektif bir kavramdır. Dolayısıyla cumhuriyetin önemi, kendisinden bahsedecek kişiyi bir değer yargısı yapmaya iter. Bu durumda “kim için önemi” sorusu akla geliyor. Kavram hakkında kanaatte bulunacak kişi de pek tabii Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olacaktır. O halde kavramın, uğruna adandığı yurttaşlar için öneminden bahsedeceğiz. Zira “Cumhuriyet fazilettir.” ve elbet ancak sahibini faziletli kılacaktır.

Cumhuriyet, bu topraklarda bir devlet biçiminden ötesini ifade etmektedir. 29 Ekim 1923 tarihinde, yönetim biçiminin bu şekilde belirlenmesiyle, öncesinde tebaa olarak ele aldığımız halk, salt anayasal düzenleme yapıldı diye “yurttaş” niteliğine haiz olmadı. (Bu, oldukça sığ bir bakış açısı olurdu.)

Devlet biçimi olmasının yanı sıra, halkı her alanda ileriye güdümleyen bir ilke olma değerini de taşır cumhuriyet; halkın metanetidir. Anadolu’nun viran köylerinde kronik hastalıklardan kırılmakta olan, toprak ağalarının postalları altında yaşamaya muhtaç; yüzyıllardır belki de ne uğruna icra ettiğini bile bilmediği -bilse de çoğu kez kendisini ilgilendirmeyecek- onca harpten bitap düşmüş, kainatta ne için var olduğunu bile unutma noktasına gelmiş bir sefalet içerisinde yaşayan insanları, tebaa olmaktan yurttaş olmaya iten bir dizi devrimin anahtarıdır.

Cumhuriyetin ilan edilişi, devletin halka, sadece bir vergi ve askeri güçten ibaret görülen insan topluluğu biçiminde bakmasından bambaşka bir metodun benimsenmiş olması demektir. Cumhuriyet biçiminde siyasal iktidar, kaynağını ulusa dayandırmıştır ve ulus tarafından kullanıldığı ölçüde onun menfaatlerini gözetecektir. Ayrıca tarihi dokusunda barındırdığı demokrasi unsuru ile; halka, uğruna mücadele etmeye değecek bir devlet olmayı vadeder.

Çünkü halkı her anlamda yetiştiren de odur; yöneten de…

Yazıya ulu önderin sözleriyle sonlandırmak, özet niteliğinde olacaktır:

“Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.”